Kevin Hakkında Konuşmalıyız. -Bir inceleme






not: Film içeriği ve sonu hakkında bilgi içerir.

KEVİN HAKKINDA KONUŞMALIYIZ

Filmde Eva ve Kevin arasında, baştan sona kadar geçen süre içerisinde bir çatışma görülmektedir. Çatışmanın sebebi Kevin olarak görülüyor olsa da, kevin’ın bunları yapmasının ardındaki asıl sebebi görmemiz gerekmektedir. Kevin annesi Eva’ya bir bedel ödetiyor ve ondan bir intikam alıyor. Ben filmin tamamını, gelişimsel yaklaşım esasında tekrar gözden geçirmek istiyorum. Kevin’ın annesine karşı sergilediği davranışların ve filme damgasını vurduğu noktanın hangi sebeplerden ötürü gerçekleştiğini irdelemek gerekiyor.



Öncelikle Eva’nın film boyunca haykırırcasına hissettirdiği ve her fırsatta sorgulattığı olayların fitilini ateşleyen noktayı ele alalım. Eva, filmin sürekli ileri ve geri gelgitleri arasında öğrenebildiğimiz kadarıyla, özgür bir birey olarak karşımıza çıkıyor. Bu özgür birey günün birinde sevdiği biriyle aşk yaşamaya başlıyor. Hayatının tüm sorumluluklarını üstlenmiş olan Eva, hiç beklemediği bir anda hamile kaldığını öğreniyor ve gerçekten hazırlıksız yakalandığına inanıyor. İstemsizce, hazır olmadığı bir sorumluluğu almak zorunda kaldığı için pişmanlık duyarak kendini ve yaptığı şeyi affedemiyor. Çünkü onun hayalleri, gerçekleştirmek istedikleri var (Kevin’a; ”sen doğduğunda ben pariste olacaktım” şeklindeki çıkışmasından anlıyoruz.) ve bu durum isteklerine ket vuruyor ya da bu durumun isteklerine ket vuracağına inanarak davranışlarını ona göre şekillendiriyor. Kevin’a hamileliği süresince anneliğe hazır olmadığını ve gerçekleşecek olan durumda da anormallikler olacağını izleyiciye fazlasıyla hissettiriyor. Gelişimi etkileyen faktörler arasında, fetüs’ün, annenin ve çevrenin reaksiyonlarına duyarlı olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, Kevin’ın yaşamını şekillendiren sürecin, daha anne karnındayken başlamış olduğu söylemek yerinde olacaktır. Etkilenme süreci daha oradayken başlamıştır.


Filmin devamında ise, bu zorlu hamilelik sürecinin ardından doğumun gerçekleştiğini tek bir kare halinde bir hastane odasında görüyoruz. Eva yatakta, hamileliği sürecinde bize hissettirdiği tüm duyguları surat ifadesine yansıtmış ve çaresizce boşluğa bakıyor. Kevin ise babasının kucağında ve baba çok neşeli. Aslında bir türlü kimsenin yadırgamadığı fakat ilk bakışta göze çarpan çok keskin, anormal bir durum söz konusu. Bir anne istemsizce bir çocuk doğurmuş, ona bakmaya hazır değil, baba bunun farkında fakat her defasında bunu yadsıyor. Göz ardı edilen bu tüm noktalar, filmin çözüm noktasına kadar defalarca dil ucuna geliyor olsa da bir türlü kabul edilemiyor ve dile getirilemiyor. Kevin’ın içine doğduğu çevresel faktörler, bir bebeğin hissedebileceği ve etkilenebileceği tüm olumsuzlukları içeriyor fakat önlem almayı gerektirecek hiçbir şey yokmuş gibi davranılmaya devam ediliyor. Ta ki, Kevin hesap sormaya başlayana kadar.


Birey, sorunlu bir aile ortamı içerisine doğuyor. Doğumundan önceki süreç de zaten hiçbir olumlu nokta içermiyor. Baba sürekli sevecen alakadar bir görüntüde, fakat annenin davranışları çok yapmacık, istemsiz, yapılması gerektiği için yapılan davranış şeklinde beliriyor. Kevin gelişim süreci içerisinde zihinsel ve bedensel hiçbir sorunu olmadığını görüyoruz. Yaşıtları kadar, hatta onlardan biraz daha üst bir zekaya sahip olduğunu, izleyiciye sergilediği davranışlarından çıkarsayabiliyoruz. Ancak doğumundan itibaren anneye karşı bir tavır alıyor. Bebekken sürekli ağlaması, konuşmaya ve motor beceriler kazanmaya başladığı süreçte inatla annesinin isteklerine karşı gelmesi bu süreci ifade etmeye yeterli. İlk çocukluk döneminde, gerçekleştirebildiği davranışlarını, annesi yapmasını istediği zaman gerçekleştirmemeyi tercih ediyor. Top yuvarlama sahnesinde, o topu yuvarlaması gerektiğini anlayabildiğini ve gerekli becerilerinin de o açıdan gelişmiş olduğunu Eva’ya ve bize göstermiş olmasına rağmen, Eva’ya, “bunu sen istediğin için yapmıyorum” mesajını vermekten de geri kalmıyor.


Kevin, okul öncesi dönemde gelişimsel olarak kazanmış olması gereken tüm davranışsal becerileri kazanmıştır. Dil ve ifade yeterliliği gelişmiş olmasına karşın, annesi “anne” dememekte ısrarcı fakat babasına bildiği tüm kelimeleri sarf etmekten de geri durmayan bir çocuk. Kendi başına giyinebilme, yemek yeme ve öz bakım becerilerini kazanmış fakat, duruma göre bunları annesine karşı silah olarak kullanmaktan geri durmuyor. Tüm çabası, anne rahmine düştüğü günden beri, onu bir türlü kabullenemediğini hissettiği annesinden, bunun intikamını bir şekilde almak. Az önce de değindiğim gibi, bebekken bu intikamı bilinçsizce fakat içgüdüsel, uzun ağlama seanslarıyla; çocukluk döneminde ise bilinçli ve istençli olarak gerekli becerileri inatla yerine getirmemekle almaya çalışıyor.


Kevin ailesine karşı, daha doğrusu annesine karşı bu tutumları sergilediği süreçte ise, aile dışındaki yaşamında, bize gösterildiği kadarıyla herhangi problematik bir davranış sergilemiyor. Gayet uyumlu, toplumsal normların farkında, sorunsuz bir birey olduğu göze çarpıyor.(filmin sonunu görene kadar) Yani aslında Kevin, gelişimsel olarak yaşadığı sorunların sebebini, filmin uzunca bir bölümü süresince sadece farkında olarak annesine yöneltmiş bir birey olarak görünüyor.


Kevin, biyolojik rolünü öğrenerek buna uygun davranışlar ve tavırlar geliştirmesi gereken süreçte ise, aslında tüm sorumluluklarının farkında olduğu halde, yine Eva’yı cezalandırabilmek adına, cinsel ihtiyaçlarını giderirken bile, “biyolojik rolüme uygun davranışlar geliştiremedim ve bunun tek suçlusu sensin” dercesine davranışlarda bulunmayı da ihmal etmiyor. Kevin, yaşam amacını, annesini, kendisinin sözde eksikliklerinin sebebi olmakla suçlamak üzerine inşa etmiş veya böyle inşa etmesine sebep olmuş olduğunu düşündüğü bir gelişim sürecinden geçmiş bir birey.


Eva, filmin ilerleyen sürecinde, Kevin ile yaşadığı bu sorunların kendisinden kaynaklanmadığını ispatlama çabası içerisine giriyor. Kendisinin büyük oranda suçlu olduğunun farkında, fakat tüm sorumluluğun kendisine ait olmadığını kanıtlamak için eşiyle bu konuda ortak karar almadan hamile kalıyor. Yeni doğan çocuğuyla birlikte, tüm sorunların onun suçu olmadığını, aslında çocuk yetiştirmek gibi bir probleminin olmadığını kanıtlayacağını düşünüyor. Ve bu karmaşa içerisinde Celia dünyaya geliyor. Tahmin edildiği gibi Celia, her ne kadar babanın geç haberi olmuş olsa da, çok istenilerek ve gerçek sevgi gösterileri arasında dünyaya gözlerini açıyor. Gelişim süreçlerini normal, olması gerektiği gibi, uyumlu ve düzgün şekilde atlatan Celia sayesinde ailede bir değişim olması ümidini taşıyoruz fakat sorunlar bir türlü masaya yatırılıp, özeleştiriler yapılamadığı için çözüme kavuşturulamıyor.


Kevin, annesinden bir türlü hissedemediği sevgi gösterilerini, gerçek bir ilgiyi, Celia’nın doyasıya yaşadığını gördükçe, annesine olan tepkisi o oranda artış gösteriyor. Bu noktadan sonra göze en çok çarpan durum, erinlik dönemi gelişim görevlerinden bir tanesi olan, “Başkalarına ve topluma karşı ödevlerini kavrayacak bir vicdan duygusu ve ahlak anlayışı ve değerler sistemi geliştirme” ilkesinin çelişkisi içerisine düşmemizdir. İzleyici aslında Kevin’ın topluma uyum sağlamış, vicdan sahibi bir birey davranışları gösterecek gelişimi gösterdiğinin farkında, fakat sergilediği davranışlarının bunlarla uyum göstermemesini de anlamlandıramamaktadır. Kevin vicdan sahibi bir birey olmuş mudur? Yoksa vicdan sahibi bir bireyin sergilediği davranışları rol icabı sergilemeyi mi öğrenmiştir? Burada ağır basan nokta benim açımdan Kevin’ın her insan gibi vicdan sahibi olduğu, fakat her insanın zaafları olduğu gibi, onun da zaaf sahibi olduğu, onun yumuşak karnının da, annesine karşı öfkesi ve onu cezalandırma hırsından dolayı dumura uğradığı yönündedir. Hırs ve öfkesi öyle yoğundur ki, bundan ilk nasiplenen Celia’nın tavşanı oluyor. Belki Celia’ya kendi yaşadıklarını az da olsa kıyısından köşesinden hissettirmek, yalnızlığı ve kaybetmişliği tattırmak ya da Eva’yı, çok sevdiği küçük kızına çektirdiği acı aracılığıyla mutsuz kılmak amacıyla. Amaç her ne olursa olsun, sergilenen davranış vicdan sorgulamasına açık kapı bırakacak kadar etkili. Tavşanın ardından, Kevin tarafından yapılıp yapılmadığı muğlak kalan, Celia’nın sol gözünü kaybetmesi durumu ortaya çıkıyor. Eva bu konuda hiç tereddüt bile etmeden kevin’ı suçalamakta fakat baba bu suçlamaya mutlak bir dayanak noktası görememektedir. Ailenin içinde bulunduğu vahim durumu anlatan en etkili tablo da budur. Çünkü Kevin babasının gözünde, tüm gelişimsel görevlerini etkili şekilde yerine getirmiş, topluma uyum sağlamış, olgunlaşmakta olan, vicdan sahibi fakat sadece annesiyle ufak tefek geçici problemleri olan bir birey portresi çizmeyi başarmıştır. Baba da tüm bu durumları göz önünde bulundurarak Eva’nın Kevin hakkında takıntılarının olduğunu ve bir nevi suç bastırmaya çalıştığını düşünür hale gelmiştir. Evlilikleri bu noktadan sonra büyük bir sallantı dönemine giriş yapar.


Kevin filmin çözüm noktası olan sonda, Eva dışında fiziksel olarak zarar verebileceği herkese zarar vererek, aslında en büyük duygusal hasarı Eva üzerinde bırakmaya çalışmıştır. Onun tüm sevdiklerini ve onu sevenleri, suçsuz bir çok genci hayattan kopararak Eva’yı yalnızlığa ve dışlanmışlığa itmeye çalışmıştır. Ancak aslında yanlış yaptığı konusunda şüpheye düşmesine sebep olan hapishane sürecinin bir bölümünden sonra ziyarete gelen annesinin “neden yaptın?” sorusuna verdiği yanıt, tüm sorunların, anlaşmazlıkların, inatlaşmaların, intikamların boş yere yapıldığını ifade eder niteliktedir. “En başta neden yaptığımı biliyordum, fakat artık emin değilim.”



Kevin yaşamına istenmediğini hissettiğini düşünerek başladı ve gelişim süreçlerini de ona göre tasarladı. Fakat atladığı bir nokta vardı. Hep kendi penceresinden bakmıştı. Eva’nın yaşadığı deneyimleri göz ardı ederek ve kendisinin zamansız doğumunun sebep olduğu düşüncesiyle, sonsuza dek süreceğini sandığı dışlanmışlık hissini abartıp yanlışa saplandığını hiç düşünmemişti. Hapse girdiğinde belli ki düşünmek için fırsatı olmuştu. Ve annesinin ilerleyen süreçteki gerçek sevgi gösterilerini de duygusal dogmatikliği sebebiyle göremediğini fark etmişti. Her şeyi kendisinin abartarak bu noktaya getirdiğini ve annesine dayandırdığı sorunların temelinde kendi bencilliğinin olduğunu fark ettiğini ve az da olsa bunu kabullenerek dile getirdiğini de son sahnede görme fırsatı yakalamış oluyoruz.

Yorumlar